23 Ocak 2013 Çarşamba

Evlilik danışmanı


Canım o kadar sıkılıyordu ki ya bu sıkıntıyı saçlarımdan alıcaktım -allah kahretsin ki onu da yaptım- ya televizyona sarıcaktım ya da burada bi şeyler yazacaktım. Nasılsa kimse okumaz diye gazladım kendimi, bi baktım bilgisayar başında yazıyorum.

Televizyona bakarken yine hayal alemine dalmışım bedenim koltukta ama ruhum çok farklı yerlerde. Bi anda televizyondaki kadının kurduğu cümleyle istanbul semasına geri döndüm. " iyi ki evlilik danışmanına gitmişiz, yazık etmemişiz ilişkimize"

Gerek arkadaş ortamında gerek akraba ortamında ağzımın çok iyi laf yaptığı mutlaka avukat olmam gerektiği hakkında milyonlarca şey söylenir. Bide mükemmel teselli verip karşımdakini yarım saat içinde hayata bağladığım için psikolojiyi de düşünmeliymişim gibi öğütler de duymuyo değildim. Kafama bide evlilik danışmanlığı takıldı. Koyuldum araştırmaya. Önce kendimi evlilik danışmanına giden çiftin yerine koydum. Sorunlarımızı aramızda çözememişiz yetmemiş 1 saat hakem önünde birbirimizi yemek için 300 lira vermişiz. Ne gerek var bu kadar şeye? Üstüne biraz daha koy, aç boşanma davanı. Sorunların bi daha tekrar etmeyeceğinin garantisi mi var? Eski sevgilimle danışmana gittiğimizi hayal ettim. Bi kere ben orda hayatta konuşmam. Aldatmış birine ne diycem? Veya o ne diycek? Kusura bakma selincim azıcık seni boynuzladım ama çok seviyorum, hadi evlilik danışmanı ablayı da kırmayalım barışalım mı? Ben de koşa koşa kabul edicem zaten. İsterse bir milyon insan gelsin konuşsun yine de bildiğimi okuyan biriyim neticede, sakin olalım diyen loserı hayatta dinlemezdim heralde. Sinir anında bitiremeyeceğim şey de yoktur, gururumun da payı büyüktür bunda.Ama herkes senin gibi manyak değil selin elbet bi iki enayi gelir, alttan gazı verirsin alırsın paranı. Günde 4 kişi gelse hey yavrum hey diyerek iyice bu fikri kafama yatırdım.

Ve bingo! Staj için karşıma 1 yıldır sorunlarını aşamayan gökayla çağla geldi. Gökay artık abim gibi olduğu için ben tabii ki erkek tarafıyım. Yine yatakta debelendiğim günlerden birinde gökay aradı, çağlanın istanbula geldiğini konuşacaklarını ama sinirlerine hakim olamayacağından korktuğunu söyledi ve beni de çağırdı. Bu fırsat bi daha ayağıma gelmez diye uça uça gittim. Yemin ederim Atatürk ülkeyi kurarken bu kadar düşünmemiştir.
Ortam o kadar gergindi ki ne diyeceğimi saatlerce düşündüm. Gerçi bana noluyosa benim ordaki vasfım birbirlerine dalarlarsa polisi arayıp kaçmak. 25 dakika sustu bu iki mal. Bana afaganlar bastı tabi. Telefonda oynamadığım oyun, twitterda okumadığım özlü söz, incelemediğim saç telim kalmayınca telapatiyle mi konuşuyosunuz? Dedim. Demez olaydım. Dilimi eşek arısı soksaydı da konuşmasaydım. Ruh hastaları sanki bunu dememi bekliyolarmış gibi taramalıya bağladılar. Sen bana bunu yaptın, ama sende şunu yapmıştın. Hayır ben orospu çocuğu değilim. En orospu çocuğu sensin. Bu ve bunun benzeri milyonlarca şey. O kadar sıkıldım ki başlarım bu aşkın ızdırabına bi susun da adam akıllı anlatın dedim. İlginçtir ki sustular. Sorunu en ince detayına kadar öğrendim. Kendimi olaya o kadar kaptırmışım ki en son kendimi çağlaya otobüs bileti ararken buldum. İçindeki her şeyi boşaltmıştı ikiside. Barışmamamışlardı belki ama önlerine bakabileceklerdi artık. En azından gökay artık çağla çağla diye beynimi delmeyecekti.

Çağlayı otobüse bindirdikten sonra gökay bana milyonlarca kez teşekkür etti. İhtiyaçları olan şeyi sayemde başarmışlardı. Ben mutluluktan uçuyorum tabi, kesin evlilik danışmanı olurum zevkli işmiş falan diye. Gökaya benden evlilik danışmanı olur di mi? Dedim. Delici gözlerle baktı. Manyak mısın evli çift kalmaz, türkiye buna hazır değil diye saymaya başladı. Noldu gökaycım? Hani ettiğin teşekkürler? Hani sayemde çok mutlu olacaktın? Hani bana minnettardın? Benim kişiliğimi incelemeye başladı bi anda. Lan sen daha 3 yıllık sevgilinden yeni ayrıldın tek sorunun ben miyim,sanane benim kişiliğimden? Git acını yaşa meyhaneye at kendini bana niye sarıyosun? Benim için silinemeyecek şey yokmuş emek verdiğim her şeyi tek hatada silip atabilirmişim gururum beni yönetiyomuş çok umursamazmışım bana göre geçmeyecek acı yokmuş herkesten de bunu beklermişim geçmişi hiç unutmazmışım kimsenin de unutmasını istemezmişim falan filan. Gerisini dinlemedim.
Sonra düşündüm, gerçekten de öyle. Bi kere rahatım ve umursamazım. Herkesin de böyle olduğunu düşünüyorum. Bana kimse bi şey danışmaz mesela ben kafama oturtturduğumu millete kabul ettiririm çünkü. Belki evlilik danışmanı olamam ama çok iyi gaz veren olabilirim. Avukatta olabilirdi aslında. Evet evet buna yoğunlaşmak lazım. Bu yazıyı da gökaydan hıncımı almak için yazmıştım, en azından sıkıntım geçmiş oldu.